Μελετάς, Τηλεφωνείς Και Τα Λέμε!..
1. 





2.
Hain plan Epstein’dan çıktı! Türkiye ABD’nin projesini yok etti
ABD’de kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein belgelerinden terör örgütü PKK/YPG ile ilgili önemli bir detay çıktı.
Epstein skandalı ile gündeme gelen Ünlü Dilbilimci Noam Chomsky, tarafından Esptein’e 28 Eylül 2015 ‘te yollanan bir e-postada Suriye’deki iç savaşta Pentagon’un bölgedeki faaliyetlerinden bahsedilerek, “ABD, birkaç yıl boyunca ‘ılımlı’ isyancıların (YPG/PKK) eğitimi için yüz milyonlarca dolar harcadı.

Pentagon bu 50 kişinin tamamını Suriye’ye gönderdi ve onlar da anında ya yok edildi ya da El-Nusra Cephesi’ne katıldı; görünüşe göre Türk istihbaratının işbirliğiyle. Pentagon şimdi elinde yaklaşık 4 ya da 5 savaşçı kaldığını söylüyor” İfadeleri dikkat çekti.
3.

Erdoğan’ın Suudi Arabistan ve Mısır gezisinden notlar
- 06.02.2026
Riyad’da 3,5 yıldır Kültür Tanıtım Müşaviri olarak görev yapan, İngilizce ve Arapçayı ‘Su gibi’ konuşan, benim de 30 yıllık kadim dostum Metin Mutanoğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a yaptığı bu son ziyaret için coşkulu sözler sarf ediyor, şöyle diyor:
“Bu ziyaretin verimli sonuçları herkesten çok bizi mutlu ediyor. Suudi Arabistan’dan Türkiye’ye yapılacak ziyaretlerde en az 100 bin yeni turist demek bu bizim için.”
Neden diye sorunca şu cevabı veriyor:
“Çünkü burada halk, devletin tutumuna göre pozisyon alır.”
Metin’in Riyad’da yürüttüğü misyonun odak noktasında bu konu var.
Yani, Türkiye’ye Suudi Arabistan’dan olabildiğince daha fazla sayıda ziyaretçi getirmek.
Geçen yıl Suudi Arabistan’dan Türkiye’ye 921 bin ziyaret gerçekleşmiş.
Bu iyi bir rakam.
Ama Türkiye ile Suudi Arabistan arasında oluşan bu yeni pozitif iklim sayesinde bu rakamın çok daha yukarılara çıkması mümkün hale gelmiş durumda.
Oysa, biraz daha gerilere gittiğimizde bu rakamlara neredeyse ‘sıfır’ noktasından gelindiğini de söyleyebiliriz.
2018 yılında İstanbul’daki Kaşıkçı cinayeti sonrası Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler o kadar gerilimli bir noktaya gelmişti ki…
Girit adasında Yunanistan ve Suudi Arabistan savaş uçaklarının ortak tatbikat yaptığı anlar bile yaşandı o dönemde.
O gerilimli dönemde, ilişkilerin sosyal boyutundaki hareketlilik de bıçak gibi kesilmişti.
Ama şimdi gerek ikili ilişkilerde, gerek bölgesel gelişmeler karşısında çok daha farklı bir atmosfer var.
SUUDİ YÖNETİMİ BÖLGESEL KRİZLERDE TÜRKİYE İLE BİRLİKTE HAREKET ETMEK İSTİYOR
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Riyad gezisinin iki ana gündemi vardı.
1-Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın orada iken duyurduğu 2 milyar dolarlık rüzgar ve güneş santrallerine dayalı enerji yatırımı. (Suudi Arabistan bu yatırımı doğrudan yapacak)
2- Bölgesel konularda iki ülkenin ortak bir pozisyon ile senkronize/uyumlu bir çizgi yakalamasına dönük arayışlar.
Erdoğan’ın Riyad’da yaptığı görüşmelerden sonra ertesi gün Suudi Arabistan medyasına yansıyan manşetler, yönetimin nabzını da yansıttığı için bu amaca önemli ölçüde ulaşıldığını gösterdi.
Suudi basınında çıkan haberlerde, Ortadoğu’da güvenlik ve barış ortamının tesisi, Filistin sorununun çözümü ve Suriye, Lübnan, Sudan, Libya, Somali ve Yemen’de ortak bir yaklaşımla hareket etme iradesi Erdoğan’ın Riyad ziyareti sırasında üzerinde mutabakat kalınan hususlar olarak sıralandı.
Kurulu uluslararası düzenin taşlarının yerinden oynadığı bir ortamda böyle bir ‘ortaklaşmanın’ her iki ülke açısından da ne kadar büyük bir kıymet arz ettiğini takdir edersiniz.
Riyad’da sohbet ettiğimiz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın A takımından bir isim, “Bugünlere öyle hemen gelmedik, izlediler, Türkiye’nin tutumunu takip ettiler ve sonrasında bu adımlar atılabilir hale geldi. Belli süreçlerin sonunda bu durum gerçekleşiyor” diye özetliyor bu yeni durumu.
KAAN PROJESİNDE ORTAK YATIRIM…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretiyle alakalı Suudi Arabistan basınında çıkan haberlerde ikinci bir vurgu olarak ikili ekonomik ilişkilerin öne çıkarıldığını gördük.
Rakamlar da zikrediliyor.
8 milyar dolarlık mevcut ticaret hacminin 30 milyar dolara kadar çıkabileceğine dair vurgulara bu anlamda dikkat çekmek isterim.
Bazı savunma sanayii projelerinde atılacak adımlar bile hızlı bir ivmelenmeyi beraberinde getirebilir.
Mesela TUSAŞ’ın geliştirdiği Türkiye’nin gözbebeği Kaan’la ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçakta bir soru üzerine verdiği cevapta geçen bir cümle:
“Her an bu ortak yatırımı gerçekleştirebiliriz”
ERDOĞAN KAHİRE’YE DE BENZER BİR MİSYONLA GİTTİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad’da bir gün kaldıktan sonra kendisi ve heyetini taşıyan Tur uçağı Çarşamba sabahı Kahire’ye hareket etti.
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Erdoğan’ı havalimanında karşıladı.
Suudi Arabistan’la Mısır’ın arka arkaya planlanmasının stratejik bir değeri olduğunu belirtmeliyim.
Zira bu iki ülkenin Türkiye ile birlikte ortak bir ‘sinerji’ üretebilmesinin, istikrarlı/güvenli bir Ortadoğu arayışlarına ciddi manada hizmet edebileceğini, Uluslararası İlişkiler ve Ortadoğu takibi yapan herkes rahatlıkla ifade edebilir.
Bir başka cümleyle bunu dillendirelim:
Türkiye/Suudi Arabistan/Mısır birlikteliği Ortadoğu için çok şey ifade eder.
Filistin meselesinde Refah sınır kapısına sahip olması ve Gazze’nin kapı komşusu olması Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerine de yansıdığı gibi Mısır’ı çok önemli konumda tutuyor.
Bunun dışında Libya meselesinde Türkiye ve Mısır’ın gerilimli ve çatışmacı bir alandan uzlaşmacı bir noktaya gelebilmesi başlı başına önemli bir ilerleme anlamına geliyor.
Başka zaman değil de şimdi, şu içinde geçilen karmaşık dönemde ‘safları sıklaştırma’ ihtiyacının ortaya çıkması, bu ihtiyacın fark edilip gereken adımların atılması yönünde ortak iradelerin gelişmesi ve bu ortak iradeler doğrultusunda somut adımların atılabilmesi hiç olmadığı kadar büyük kıymet arz ediyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suudi Arabistan ve Mısır’a yaptığı ziyarete bu pencereden bakınca önemi daha iyi anlaşılacaktır.
Mehmet Acet / Haber7
4.
Hindistan dev anlaşmayı duyurdu: ABD’den 80 milyar dolarlık tedarik
Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanı Piyush Goyal, ABD’den uçak alımına yönelik, Boeing firmasına verilen ve henüz verilmemiş ancak hazır olan siparişlerin yaklaşık 70-80 milyar dolar değerinde olduğunu bildirdi.

The Indian Express’in haberine göre Bakan Goyal, gazetecilere yaptığı açıklamada, Hindistan ile ABD arasında yeni ikili ticaret anlaşmasının ilk aşamasını mart ortasına kadar imzalayacaklarını belirtti. Anlaşmaya ilişkin ortak bildirinin ilerleyen günlerde yayımlanacağını aktaran Goyal, ABD’nin bir başkanlık kararnamesiyle gümrük vergilerini yüzde 18’e düşüreceğini dile getirdi.
Goyal, anlaşmada 500 milyar dolarlık satın alma taahhüdü verildiğini, bu kapsamda ülkenin büyük miktarda enerji, teknoloji dahil çok sayıda ürün tedarik edeceğini söyledi. Anlaşma bünyesinde ABD’den uçak alımına yönelik Goyal, “Boeing’e verilen ve henüz verilmemiş ancak hazır olan siparişlerin değeri yaklaşık 70-80 milyar dolar. Motor ile yedek parçaları eklerseniz, muhtemelen 100 milyar dolar.” dedi.
ABD HİNDİSTAN GÜMRÜK TARİFESİNİ DÜŞÜRMÜŞTÜ
ABD Başkanı Donald Trump, bu ay başındaki açıklamasında Hindistan’a uyguladığı gümrük tarifesini yüzde 25’ten yüzde 18’e indireceğini açıklamıştı. Trump, Hindistan’ın ise buna karşılık ABD’ye uyguladığı gümrük vergilerini sıfıra indireceğini belirtmişti.
Trump, Hindistan’ın ABD’de 500 milyar dolar düzeyinde başta enerji, teknoloji, tarım, kömür dahil birçok kategoride ürün almayı taahhüt ettiğini de sözlerine eklemişti.
Türkiye’den tarihi hamle! Ülkede Türk helikopterleri operasyona çıktı…
Ankara’nın Afrika stratejisinde yeni bir döneme girildi.. Somali’de Türk Atak helikopterlerinin ortak operasyonlara hava desteği verdiği, üç F‑16’nın bölgeye gönderilmesiyle Türkiye’nin Somali’deki caydırıcılığının artırıldığı belirtiliyor.
Yeni Şafak yazarı Yahya Bostan, Türkiye’nin Somali’de artan askeri ve stratejik faaliyetlerini değerlendirdiği köşe yazısında, Ankara’nın bölgede yeni bir döneme geçtiğini belirtti.
Türkiye’nin Somali’de uzun süredir süren askeri iş birliğine son olarak üç adet F-16 savaş uçağını da eklemesi dikkatleri çekti.
TÜRKİYE’NİN SOMALİ MİSYONU GENİŞLİYOR
Bostan’ın aktardığına göre, Türkiye’nin Somali’deki varlığı sadece eğitim ve danışmanlık faaliyetleriyle sınırlı değil. Ülkede Türkiye’nin önemli yatırımları, enerji çalışmaları ve üzerinde çalışılan uzay üssü projesi bulunuyor. Bu unsurların güvenliği için bölgede yeni bir askeri güç yapılanmasına gidildiği ifade ediliyor.
TÜRK F-16’LARI SOMALİ’DE NEDEN KONUŞLANDI?
Bu kapsamda, F-16 savaş uçaklarının Somali’ye gönderilmesinin, Türkiye’nin hem yatırımlarını hem de bölgesel istikrarı korumaya dönük bir adım olduğu belirtiliyor.

TCG SANCAKTAR BÖLGEYE DOĞRU YOLA ÇIKTI
Bostan, Türkiye’nin deniz unsurlarının da Somali hattında aktifleştiğini belirterek, TCG Sancaktar’ın iki gemi refakatinde Somali’ye doğru seyrettiğini yazdı. Gemi; insani yardım malzemeleri, çeşitli lojistik ihtiyaçlar ve destek unsurları taşıyor.
Bölgedeki Türk askerî varlığına ek olarak, SİHA’lar ve Atak helikopterlerinin de sahada faaliyet gösterdiği belirtiliyor.

TÜRKİYE’DEN TERÖRLE MÜCADELEDE DANIŞMANLIK VE DESTEK
Somali’de El Kaide bağlantılı Eş-Şebab örgütünün güçlü bir tehdit oluşturduğunu hatırlatan Bostan, ABD ve Somali ordularının ortak operasyonlar yürüttüğünü; Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ise Somali ordusuna danışmanlık desteği verdiğini aktardı.
TÜRK ATAK HELİKOPTERLERİ SOMALİ’DE OPERASYONA ÇIKTI
Bostan’ın iddiasına göre, Atak helikopterleri en az bir ortak operasyona hava desteği sağladı. Ancak F-16’ların doğrudan terörle mücadele operasyonlarına katılacağına ilişkin bir bilgi bulunmuyor.
AFRİKA’DA YENİ BİR KOORDİNASYON MEKANİZMASI MI?
Yazıda, Türkiye’nin Gazze, Suriye ve İran dosyalarında oynadığı rolün ardında yer alan “örtülü koordinasyonun” Afrika’da da dikkat çekmeye başladığı ifade edildi.
ABD BASINI DA TÜRKİYE’NİN SOMALİ HAMLESİNE DEİKKAT ÇEKTİ
ABD basını da Türkiye’nin Somali’ye F-16 göndermesini geniş şekilde ele aldı.

National Interest dergisi, “Türkiye neden Somali’ye F-16 savaş uçakları gönderiyor?” başlığıyla yayımladığı analizde, bu adımın sadece terör örgütü El Şebab’a karşı yürütülen operasyonlarla sınırlı olmadığını ileri sürdü.
Dergide yer alan ifadelerde, “Türk savaş uçaklarının Somali’nin kırsal bölgelerinde terör örgütü El Şebab militanlarına karşı yürütülen kampanyada önemli rol oynaması bekleniyor” denildi.


Fransa’da büyük Epstein skandalı patladı: Dünyayı sarsan iddia!
Fransız Marianne dergisi, Jeffrey Epstein’e ait e-postaların 6 yıldır Fransız yargısının elinde bulunduğunu iddia etti.
Derginin haberine göre, uluslararası basın Epstein’e ait binlerce e-postayı incelemeyi sürdürüyor. Buna karşın, söz konusu e-postaların kaynağına ilişkin merkezi öneme sahip Fransız adli belgesinin basında neredeyse hiç yer bulmadığı belirtildi.
Haberde, Paris Temyiz Mahkemesinde görevli bir cumhuriyet savcısının 8 Temmuz 2020’de ABD’nin yargı makamlarına gönderdiği adli yardım talebinde, Epstein’e ait e-posta hesabının Eylül 2019’da Paris’teki evinde yapılan aramada ele geçirildiğinin açıkça ifade edildiği aktarıldı.
Habere göre, Epstein’in e-postaları 6 yıldır Fransız yargısının elindeydi.
SORUŞTURMA KOMİSYONU ÖNERİSİ
Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) Partisi Milletvekili Antoine Leaument, sosyal medya platformunda Marianne dergisinin haberini alıntılayarak, “Bu bilgi hayati ve aynı zamanda önerdiğimiz parlamento soruşturma komisyonunun kurulmasını haklı çıkarıyor.” ifadesini kullandı.
Leaument, bu meseleyle ilgili resmi kurumlarda olası aksaklıkların araştırılması gerektiğini savundu. LFI Milletvekili Gabrielle Cathala ise söz konusu haberle ilgili yaptığı açıklamada, “İşte bu yüzden, bu meseleyle ilgili soruşturma komisyonu kurulması talebi sunduk.” dedi.
Cathala, Ulusal Meclis Başkanı Yael Braun-Pivet’nin dün komisyon kurulmasına yönelik taleplere karşı çıktığını belirterek, şeffaflığa önem veren tüm milletvekillerinin bu girişimi desteklemesi gerektiğini söyledi.
HÜKÜMETTEN AÇIKLAMA
Hükümet Sözcüsü Maud Bregeon, başkent Paris’teki Bakanlar Kurulu Toplantısı’nın ardından düzenlediği basın toplantısında Epstein dosyasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Bregeon, Fransa’da soruşturma yürütmenin hükümet veya basının değil, yargının işi olduğunu savunarak, Epstein dosyası hakkında “Bizim tutumumuz çok açık. Tabii ki bu korkunç ve çok yönlü meseleyle ilgili her şey aydınlatılmalı.” ifadesini kullandı.
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot’un Epstein dosyalarında adı geçen Fransız diplomat Fabrice Aidan’la ilgili yasal süreç başlattığını anımsatan Bregeon, mağdur olan kadınları konuşmaya ve yargıya başvurmaya çağırdıklarını kaydetti.
JEFFREY EPSTEİN OLAYI
18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi’ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019’da ölü bulunmuştu.
Açıklanan Epstein dava dosyalarında Prens Andrew, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da ABD Adalet Bakanlığı ile yaptığı inceleme sonucunda, ünlü isimlerden oluşan “müşteri listesi”nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein’in ise aslında hücresinde intihar ettiği neticesine varıldığını açıklamıştı.
Kripto parayla casusluk, dronla gizli takip! MİT ensede: Mossad’ın uyuyan hücrelerine ifşa
Yabancı istihbarat servislerinin hareket kabiliyetini kısıtlayan MİT, özelikle Mossad’ın Türkiye’de devşirme ajan kullanma yöntemlerini tek tek deşifre ediyor.
- Mossad’ın Türkiye’de örmeye çalıştığı casusluk ağı, MİT’in proaktif neşteriyle parça parça sökülüyor.
- Teşkilat, İsrail’in kanser hücresi gibi yayılan istihbarat damarlarını kurutarak yabancı servislerin oyun sahasını adeta kuruttu.
- Finansal trafikten GPS’li takibe kadar her türlü yöntemi kullanan ajanlar, Türk istihbaratının radarına yakalanmaktan kaçamadı.
-
HABER7
Türkiye’nin egemenliğini hedef alan yabancı servislere karşı ağ odaklı istihbarat deşifresi doktrinini izleyen Milli İstihbarat Teşkilatı, Mossad’ın altyapısını çökertiyor.
Dedektiflik maskesi altındaki sivil casuslardan TV yorumcularına kadar uzanan ihanet şebekesini deşifre eden MİT, özellikle Siyonist rejimin istihbarat çarklarına çomak sokuyor. İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad’ın yıllarca ilmek ilmek ördüğü casusluk şebekeleri, Türk kontrespiyonajının deşifre yöntemleriyle tek tek sökülüp atılıyor.
Mossad’ın Türkiye’deki operasyonel kabiliyetini sistematik olarak felç eden Teşkilat, son yıllarda İsrail ajanlarının beşli hücre yapısını tasfiye etti, masum Filistinli aktivistleri kaçırma girişimlerini eyleme dönüşmeden akamete uğrattı, TV yorumcusu maskesiyle casusluk yapan karanlık figürleri sepetledi. Siyonist servisin Balkanlar-Türkiye-Suriye hattındaki para trafiğine balta indirerek Mossad’ın bölgesel finans damarlarını kesen MİT, illegal veri ticareti yapan şebekeleri de etkisiz hale getirdi.
Son olarak, 13 yıldır uyuyan ve Tunus’taki Mohamed Zouari suikastı lojistiğiyle bağlantılı olduğu belirlenen en derin hücreleri açığa çıkaran MİT’in sahada mutlak hakimiyet kurduğunu tescilleyen operasyonel kronolojisi şöyle…
HÜCRE YAPISINI ÇÖKERTEN MUTASALLİT OPERASYONU (Aralık 2022): MİT’in yaklaşık bir yıl süren titiz takibi ve HUMINT (insan istihbaratı) yetenekleriyle, Mossad’ın Türkiye’de 3’er kişilik 5 ayrı hücreden oluşan 15 kişilik casus ağı deşifre edildi. Şebekenin liderliğini yürüten Selçuk Küçükkaya’nın, İran ile ticari bağı olan şahısları takip ederek bilgileri servis ettiği belirlendi. Bu Siyonist maşa, mahkemece “siyasi ve askeri casusluk” suçundan 26 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Mossad ajanı itirafçı oldu, her şeyi tek tek anlattı!
SİVİL MASKELERİ DÜŞÜREN NEOPLAZ OPERASYONU (Aralık 2022): Mossad’ın “özel dedektif” ve “danışmanlık” kılıfı altında yürüttüğü sivil casuslu faaliyetleri bu operasyonla felç edildi. Operasyonda 68 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı. Şebekenin hedef şahıslara ait biyografik verileri ve uçuş bilgilerini maddi menfaat karşılığında Siyonist efendilerine aktardığı belgelendi.
ÇEVRİMİÇİ KULAKLARI SAĞIR EDEN NEKROPOL OPERASYONU (Ocak 2024): MİT ve Emniyet birimlerinin koordineli çalışmasıyla, İsrail Çevrimiçi Operasyon Birimi (İÇOM) adına faaliyet gösteren devşirme casus ağı hedef alındı. 8 ilde 57 adrese düzenlenen baskınlarda 34 şüpheli yakalandı. Şebekenin Türkiye’deki Filistinli kardeşlerimize yönelik “keşif, takip, darp ve adam kaçırma” planları eyleme dönüşmeden akamete uğratıldı. Mahkeme, İsrail ajanı Ahmet Ersin Tumlucalı’ya 18 yıl 9 ay, Benan Tumlucalı’ya 16 yıl 8 ay hapis cezası verdi. Diğer dört ajan 15 yıl 7 ay 15’er gün hapis cezasına çarptırıldı.
Ülkeyi sattıkları para belli oldu! Aile boyu MOSSAD ajanlığı
ETKİ AJANLARINI ENSELEYEN KÖSTEBEK-2 OPERASYONU (Mart 2024): Televizyon yorumcusu ve eski kamu personeli Hamza Turhan Ayberk’in, “Victoria” kod adlı Mossad ajanı tarafından 2019 yılında devşirildiği ortaya çıkarıldı. Ayberk’in, hedef şahısların araçlarına GPS cihazı yerleştirerek anlık konum takibi yaptığı ve ödemeleri kripto para üzerinden alarak izini kaybettirmeye çalıştığı deşifre edildi. Ayberk ve ekibindeki 7 kişi, Mossad adına bilgi sızdırdıkları gerekçesiyle gözaltına alındı. Şebekede ihraç edilmiş eski polislerin yer alması, Mossad’ın operasyonel yeteneği bulunan ancak devletle bağı kopmuş unsurları tercih ettiğini gösterdi.
MOSSAD ajanı çıkan eski polisten pes dedirten ifade! Ödemeleri nasıl aldığı ortaya çıktı
MOSSAD’a MİT operasyonunda yeni detaylar: FETÖ’cü polis de vardı
MOSSAD’IN FİNANS AĞINI ÇÖKERTEN REXHEPI OPERASYONU (Eylül 2024): Siyonist servisin Türkiye’deki para trafiğini yöneten Kosovalı Liridon Rexhepi, 30 Ağustos’ta MİT’in radarına takıldı. Rexhepi’nin, Balkanlar’dan gelen fonları Western Union ve kripto yöntemlerle Türkiye’deki saha elemanlarına, oradan da Suriye sahasındaki ajanlara aktardığı belirlendi. Bu paraların drone çekimleri ve psikolojik harekat faaliyetlerinde kullanıldığı tespit edildi. Bu operasyonla Mossad’ın bölgesel operasyonel bütçesi tamamen kesilmiştir. MİT, Mossad’ın Türkiye’deki para trafiğini yöneten Kosovalı Liridon Rexhepi’yi 30 Ağustos 2024 tarihinde düzenlenen bir operasyonla kıskıvrak yakaladı. Rexhepi’nin, Kosova ve Doğu Avrupa üzerinden gelen fonları Western Union aracılığıyla saha elemanlarına, oradan da kripto paralarla Suriye’deki ajanlara aktardığı belirlendi. Casusluk faaliyetlerinin sürdürülebilirliği noktasında kritik önemdeki finansal köprü tamamen çökertildi.
MİT’ten MOSSAD’a darbe! İstanbul’da nokta operasyon
VERİ CASUSLUĞUNA DARBE İNDİREN METRON FAALİYETİ (Ekim 2025): “Pandora Dedektifliği” maskesiyle Mossad’a çalıştığı kaydedilen Serkan Çiçek ve ona kamu kayıtlarından illegal veri sağladığı belirtilen Avukat Tuğrulhan Dip yakalandı. Asıl adı Muhammet Fatih Keleş olan Serkan Çiçek’in, yasa dışı panellerden aldığı kişisel verileri Mossad’a sattığı belirlendi. Şüphelinin, Başakşehir’de yaşayan bir Filistinli aktivisti takip etmek için 4 bin dolar değerinde kripto para ödemesi aldığı belgelendi. Dijital verilerin casusluk faaliyetlerinde kullanılması bu operasyonla sekteye uğratıldı.
MİT’ten MOSSAD operasyonu! Yakayı ele verdi
13 YILLIK SIZINTIYI SONLANDIRAN MONİTUM FAALİYETİ (Şubat 2026): MİT’in yürüttüğü en derin operasyonlardan biri önceki gün gerçekleştirildi. Monitum ile 13 yıldır Mossad için çalışan maden mühendisi Mehmet Budak Derya ve Veysel Kerimoğlu kıskıvrak yakalandı. Avrupa’da Mossad subaylarıyla görüşen ve defalarca poligraf (yalan makinesi) testinden geçen uyuyan hücrenin, “tedarik zinciri casusluğu” ve suikast lojistiği planladığı ve Tunus’taki Mohamed Zouari suikastıyla bağlantılı olduğu deşifre edildi.
MOSSAD’ın Türkiye ağı deşifre oldu! Yazışmalar ortaya çıktı! Kirli oyunu MİT bozdu
ABD, Tenef’ten çekildi! Stratejik üs, Suriye ordusuna devredildi
ABD ordusu, yaklaşık 10 yıldır konuşlandığı Suriye, Irak ve Ürdün sınırlarının kesiştiği noktada bulunan stratejik Tenef Üssü’nden çekildi. Üssü Suriye ordusuna devreden ABD güçleri, Ürdün sınırları içindeki Kule 22 Üssü’ne çekildi.
- ABD, yaklaşık 10 yıldır konuşlandığı Suriye’deki Tenef Üssü’nden çekilerek Ürdün’deki Kule 22 Üssü’ne çekildi.
- Suriye ordusu, Tenef Üssü’nü teslim alarak burada konuşlandığını bildirdi.
- Tenef Üssü ile Kule 22 Üssü arasında sadece 22 kilometrelik mesafe bulunuyor.
ABD, Ürdün ve Irak sınırıyla kesişen Suriye’deki Tenef Üssü’nden (Al Tanf) çekildi.
Suriye hükümeti kaynakları, Suriye ordusunun üssü teslim alarak burada konuşlandığını aktardı.
Tenef Üssü’nden çekilen ABD güçlerinin, Ürdün’deki Kule 22 Üssü’ne konuşlandığı belirtildi.

TENEF-KULE 22 ARASI 22 KİLOMETRE
Ürdün sınırları içindeki Kule 22 Üssü ile Suriye’deki Tenef Üssü arasında 22 kilometrelik mesafe bulunuyor.
Tenef’te bir dönem 200 civarında ABD askerinin bulunduğu aktarılırken, Kule 22’de konuşlu ABD askeri sayısına ilişkin ise kesin veri bulunmuyor.
ABD YAKLAŞIK 10 YILDIR TENEF’TEYDİ
ABD, 2017 ve 2018’de genişlettiği Tenef Üssü’nden kaldırılan gözetleme balonlarıyla Ürdün sınırı ile Fırat Nehri arasındaki yüzlerce kilometrelik alanda İran destekli gruplar ve terör örgütü DEAŞ’ın askeri faaliyetlerini gözetlemek için üssü kullanmıştı.
Hakan Fidan’dan sürpriz açıklama! İngiliz basınına duyurdu: ABD buna hazır…
İngiliz Financial Times gazetesine konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ‘ABD, İran’ın uranyum zenginleştirmesini tolere edebilir.’ dedi.
ABD ve İran arasındaki muhtemel savaş gerilimi her geçen gün artarak devam ederken, Türkiye tansiyonu düşürmek için arabuluculuğa devam ediyor.
Son olarak Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İngiliz Financial Times gazetesine konuştu.

“ABD VE İRAN UZLAŞMAYA HAZIR”
Bakan Fidan, “ABD ve İran uzlaşmaya hazır” dedi. Bakan Fidan, “ABD, İran’ın uranyum zenginleştirmesini tolere edebilir.” ifadelerini kullandı.
Bakan Fidan açıklamasında şu ifadeleri kullandı;
ABD ve İran nükleer anlaşmayı sağlamak için uzlaşmaya hazır görünüyor. ABD’nin tüm sorunları aynı anda ele almakta ısrar etmesi halinde, (İran’ın füze kapasitesi ve silahlı gruplara desteği) nükleer dosyanın bile ilerlemeyeceğinden korkuyorum. Sonuç, bölgede yeni bir savaş olabilir. Washington, İran’ın tüm uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sonlandırması yönündeki temel talepte esnek davranmaya hazır.
Tahran, gerçekten gerçek bir anlaşmaya varmak istiyor. 2015 yılında ABD ve diğer dünya güçleriyle imzaladığı anlaşmada olduğu gibi, zenginleştirme seviyelerine getirilecek kısıtlamaları ve sıkı denetim rejimini kabul edeceğini düşünüyorum. Amerikalıların, açıkça belirlenen sınırlar içinde İran’ın uranyum zenginleştirmesini tolere etmeye istekli görünmeleri olumlu bir gelişme.
İranlılar artık Amerikalılarla bir anlaşmaya varmaları gerektiğini kabul ediyor ve Amerikalılar da İranlıların belirli sınırları olduğunu anlıyorlar. Onları zorlamaya çalışmak anlamsız.

‘Kaçınılmaz’ deyip haddini aştı: Türkiye’yi yok edeceğiz, onları hazırlıyoruz…
ABD’li emekli albay Douglas McGregor katıldığı yayında Türkiye’ye yönelik haddini aşan sözler sarf etti. McGregor, İran’dan sonra hedefin Türkiye olacağını öne sürerek Türkiye’nin bölgedeki en büyük engel olduğunu iddia etti.
ABD ve İran arasındaki olası savaş gerilimi her geçen gün artarak devam ederken, ABD’li emekli albay ve savunma bakanlığı eski danışmanı Douglas McGregor katıldığı bir programda küstah sözler sarf etti.
İran’dan sonra sıranın Türkiye’ye geleceğini ifade eden McGregor, “İran’ı başarıyla yok ettikten sonra, dikkatler Türkiye’nin yok edilmesine çevrilecek. Kaçınılmaz olarak Türkiye, İsrail ile karşı karşıya gelecek, bu muhtemelen Suriye’de olacak” şeklinde konuştu.

Douglas Mc Gregor
MESELE İSRAİL’İN NE İSTEDİĞİ
Türkiye’nin İran’dan daha güçlü olduğunu dile getiren McGregor, “Türkiye birçok açıdan İran’dan iyi. Gerçek bir donanması var. NATO’nun en iyi ordusuna sahip. Bir sonraki adım Türkiye’yi yok etmek. O yüzden kendimizi kandırmayalım, mesele bundan ibaret. Mesele İsrail’in ne istediğidir” diye konuştu.
“PKK’YI TEŞVİK ETTİK” İTİRAFI
McGregor 13 Ağustos 2024’te verdiği bir röportajda şunları söylemişti:
Savaş artık kapıda ve Erdoğan ısrarla ülkesini savaştan uzak tutmaya çalışıyor. Türkiye’ye saldırmaları için Suriye’de güçlerimizi hazırlıyoruz şu anda. Kimleri mi kastediyorum? PKK, YPG ve onlarla birlikte hareket eden diğer bazı örgütleri Türkiye’ye saldırmaları için teşvik ediyor ve silahlandırıyoruz. Türkler de bunun farkındalar ve bundan çok rahatsızlar. Bunu geçmişte de düzenli bir şekilde yaptık.
McGregor, 2023 yılında yaptığı bir açıklamada ise, İsrail için asıl büyük tehdidin Türkiye olduğunu ifade etmişti.
Teröristbaşı Öcalan’a umut hakkıyla ilgili flaş gelişme
Terörsüz Türkiye süreci için Meclis’te kurulan komisyonun hazırladığı taslak raporda, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’a “umut hakkı” getirilmesine yönelik bir ifadenin yer almadığı ortaya çıktı.

Geçen yıl başlayan Terörsüz Türkiye sürecinin hukuki zeminin hazırlanmasına yönelik ilk somut adım atılıyor.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Meclis’teki komisyonun hazırladığı rapor taslağını önceki gün koordinatör grup başkan vekillerine gönderdiğini açıklamıştı. Kamuoyunda en çok merak edilen konu, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ı kapsayacak şekilde umut hakkı uygulamasına yer verilip verilmeyeceğiydi.
Edinilen bilgilere göre, ortak rapor taslağında teröristbaşı Abdullah Öcalan’a “umut hakkı” getirilmesine yönelik bir ifade yer almıyor.
TEŞVİK EDİCİ DÜZENLEME TAVSİYESİ
Raporda PKK’nın silah bırakmasını teşvik edecek hukuksal düzenlemelerin yapılmasına yönelik tavsiyeler yer alıyor. Bu kapsamda, örgütün tamamen silah bırakması için hukuki bir zemin oluşturulması, silah bırakan örgüt üyelerinin hukuki durumlarının tanımlanması ve eve dönüşlerin teşvik edilmesi için toplumsal bütünleşme adımlarının adımlarına yönelik öneriler bulunuyor.
Raporda, AİHM ve AYM kararlarının uygulanmasının yanı sıra, Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası başta olmak üzere demokratikleşme alanında adım atılması, kayyum uygulamalarının kaldırılmasına yönelik de tavsiye yer alıyor.
Raporda ayrıca, silah bırakma ve eve dönüşlerle ilgili hukuki çerçeveye uygun olacak şekilde TCK, Ceza İnfaz Yasası ve Terörle Mücadele Yasası’nda ihtiyaç duyulan değişikliklerin yapılması öneriliyor. Yine mevcut yasaların uygulanması konusunda, (cezaevi gözlem kurullarının işleyişi gibi) sıkıntılı alanların belirlenmesi ve bu konuda idari anlamda adımları atılması tavsiyesinde bulunuluyor.

14. ε/φ “ΚΑΘΗΜΕΡΙΝΗ” (08-02-2026)
Tί είναι διατεθειμένοι να κάνουν οι Ευρωπαίοι προκειμένου να υποστηρίξουν το ΝΑΤΟ, ενώ οι Αμερικανοί μειώνουν ποικιλοτρόπως το αποτύπωμά τους στην Ευρώπη;
Αυτό είναι, περίπου, το νόημα του ερωτηματολογίου που έχει αποστείλει το υπουργείο Πολέμου των ΗΠΑ στις 31 πρωτεύουσες των κρατών-μελών του ΝΑΤΟ στην Ευρώπη και στον Καναδά, δίνοντας στους συμμάχους μερικούς πρόσθετους λόγους να σκεφτούν πως θα αναλάβουν περισσότερες ευθύνες στον τομέα της άμυνας, και παρουσιάζει σήμερα κατ’ αποκλειστικότητα η «Κ».
Το ερωτηματολόγιο –με έξι ερωτήσεις– έχει, προφανώς, σταλεί και στην Αθήνα, όπου και τυγχάνει της απαραίτητης επεξεργασίας προκειμένου να περιληφθούν με λεπτομέρεια οι ελληνικές θέσεις. Κάποια ερωτήματα έχουν σχετικά απλές απαντήσεις για την Αθήνα, άλλα λιγότερο.
Το κατώφλι του 5%
Οι Αμερικανοί κατ’ αρχάς ζητούν από τους συμμάχους τους να μάθουν πώς σκοπεύουν να φτάσουν στο κατώφλι του 5% αμυντικών δαπανών επί του ΑΕΠ μέχρι το 2035, όπως αποφασίστηκε στην περυσινή σύνοδο κορυφής του ΝΑΤΟ στη Χάγη.
Η Ελλάδα αποτελεί έναν από τους συμμάχους με το υψηλότερο ποσοστό αμυντικών δαπανών (άνω του 3%) και έχει έναν 12ετή σχεδιασμό (έως το τέλος του 2036), στον οποίο περιλαμβάνονται περίπου 28 δισ. που θα κατευθυνθούν για την αγορά εξοπλισμών ή τον εκσυγχρονισμό υφισταμένων.
Στο σκέλος των εξοπλισμών είναι σαφές ότι οι Αμερικανοί ζητούν περισσότερους πόρους αλλά και αγορά συστημάτων από τις ΗΠΑ. Υπενθυμίζεται ότι αποτελεί πρωτοβουλία των Αμερικανών και η δημιουργία του PURL (Prioritized Ukraine Requirements List), δηλαδή του καταλόγου προτεραιοποιημένων απαιτήσεων για την Ουκρανία, που αποτελεί στην πράξη ένα ταμείο αγοράς αποκλειστικά αμερικανικών όπλων.
Δυσκολότερες και για την Αθήνα είναι οι απαντήσεις στα ερωτήματα για το πώς μπορεί να αντιμετωπιστούν πιθανές ελλείψεις προσωπικού και, με βάση αυτή την παραδοχή, πώς θα επιτευχθεί αύξηση της επιχειρησιακής ετοιμότητας των Ενόπλων Δυνάμεων.
Η Ελλάδα έχει πρόβλημα στελέχωσης σε όλους τους κλάδους, με τον Στρατό Ξηράς να έχει το μεγαλύτερο πρόβλημα, το Πολεμικό Ναυτικό επίσης, αλλά και την Πολεμική Αεροπορία που παραδοσιακά δεν αντιμετώπιζε σημαντικές ελλείψεις. Βέβαια και σε αυτή την περίπτωση η Ελλάδα δεν είναι εξαίρεση, αλλά μάλλον ο κανόνας στο ΝΑΤΟ.
Εμμεση πίεση για περισσότερους εξο- πλισμούς, άνδρες και κονδύλια – Οι εύκολες και οι… λιγότερο εύκολες απαντήσεις για την Αθήνα.
Δεν είναι καθόλου τυχαίο ότι στο σύνολο του ευρωπαϊκού χώρου, περιλαμβανομένης της Τουρκίας, βρίσκονται σε εξέλιξη καμπάνιες προσέλκυσης προσωπικού στις Ενοπλες Δυνάμεις, καθώς μια καριέρα στο χακί έχει προ πολλού σταματήσει να είναι ελκυστική επιλογή στις περισσότερες από τις χώρες του ΝΑΤΟ.
Κρίσιμο ερώτημα για το σύνολο των χωρών του ΝΑΤΟ αλλά και την Ελλάδα είναι τι σχεδιάζουν να κάνουν προκειμένου να συνεισφέρουν στο νέο πρότυπο ανάπτυξης δυνάμεων του ΝΑΤΟ (NATO Force Model).
Πρόκειται, ουσιαστικά, για τις δυνάμεις οι οποίες συμμετέχουν στις μεγάλες ασκήσεις που γίνονται σε καιρό ειρήνης και θα μεταπέσουν σε καθεστώς δύναμης ταχείας αντίδρασης στο πεδίο σε περίπτωση πολέμου.
Το νέο πρότυπο ουσιαστικά άρχισε να υπάρχει το 2024, αντικαθιστώντας το προηγούμενο, που κρίθηκε ανεπαρκές μετά τον πόλεμο στην Ουκρανία. Η Ελλάδα συμμετέχει μεν σε μεγάλες ασκήσεις, όπως η Steadfast Dart ’26, όχι όμως πάντα με δυνάμεις, αλλά με επιτελικά στελέχη.
Ως προς τη διάθεση δυνάμεων για νατοϊκές αποστολές, βασικές αποστολές αφορούν την εναέρια επιτήρηση γειτονικών χωρών (Βουλγαρία, Βόρεια Μακεδονία, Αλβανία, Μαυροβούνιο), κάποια συμμετοχή σε θαλάσσιες επιχειρήσεις και αρκετά συχνές συμμετοχές σε ασκήσεις Ειδικών Δυνάμεων. Ωστόσο, το ουκρανικό υπόδειγμα απαιτεί πλέον προσαρμογή σε δόγματα που αφορούν μεγάλες ασκήσεις χερσαίων δυνάμεων, στο πλαίσιο και της λεγόμενης «κινητικότητας» (mobility), δηλαδή της δυνατότητας μετακίνησης μεγάλων τμημάτων σε απόσταση.
Πρόσβαση
Στο ερωτηματολόγιο του υπουργείου Πολέμου περιλαμβάνεται και ερώτημα σχετικά με το πώς κάθε κράτος επιχειρεί να επεκτείνει την αμυντική βιομηχανία του και ζητείται αναφορά στους τρόπους με τους οποίους θα έχουν πρόσβαση σε αυτήν όλοι οι σύμμαχοι εντός ΝΑΤΟ. Για την Ελλάδα η απάντηση στο ερώτημα είναι δύσκολη αφενός διότι η αμυντική βιομηχανία είναι ακόμη σε φάση ανασυγκρότησης, αφετέρου διότι προφανώς δεν αποτελεί προτεραιότητα για την Αθήνα να δοθεί πρόσβαση σε όλους τους εταίρους ανεξαιρέτως, περιλαμβανομένης της Τουρκίας.
Φωτογραφία-ντοκουμέντο: Οι πανηγυρισμοί του Ηλιόπουλου με το πρωτάθλημα του Ολυμπιακού το 2012! (photo)
Για το «Ολυμπιακό» παρελθόν του Μάριου Ηλιόπουλου έχουν… ακουστεί και γραφτεί πολλά. Μάλιστα, φωτογραφία του dailypost.gr απεικονίζει τον ιδιοκτήτη της ΠΑΕ ΑΕΚ «τρελαμένο» για ένα «ερυθρόλευκο» πρωτάθλημα!
Το dailypost.gr, λοιπόν, δημοσίευσε μία φωτογραφία του Ηλιόπουλου από το γλέντι του Θρύλου στο Akanthus της παραλιακής, για την κατάκτηση του πρωταθλήματος του 2012, επί Ερνέστο Βαλβέρδε! Ναι, ο Ηλιόπουλος που φωνάζει συνεχώς «ΑΕΚάρα», που παρουσιάζεται συνεχώς με ένα «κιτρινόμαυρο» κασκόλ, πανηγυρίζει με πρωτάθλημα του Ολυμπιακού.
Η ιστοσελίδα, μάλιστα, αναφέρει: «Αυτό κι αν είναι… πρώτο θέμα για τα αθλητικά! Ο αποστολέας του φωτογραφικού υλικού συνέχισε: «Μα ξέχασε τα τραγούδια στις φιέστες και τα «η Θάλασσα του Πειραιά από όλες είναι πιο γλυκιά»; Ξέχασε πόσο χαρούμενος ήταν και πόσες πόζες έκανε με την κούπα του Ολυμπιακού; Τι έχει πάθει, τον τελευταίο καιρό; Αυτά τα δυο χρόνια που είναι ΑΕΚ, έχει περάσει δύσκολα. Ισως φταίει αυτό».
Δείτε τη φωτογραφία:




ABD’den yeni Orta Doğu kararı! İddialar doğru çıktı!
New York Times (NYT) gazetesi, ABD’nin, Karayipler bölgesinde konuşlu uçak gemisi “U.S.S. Gerald R. Ford” ve beraberindeki gemileri Orta Doğu’ya göndereceğini öne sürdü.
13.02.2026
Gazeteye konuşan dört hükümet yetkilisi, Karayipler’de konuşlu uçak gemisi “U.S.S. Gerald R. Ford” ve beraberindeki gemilerin Orta Doğu’ya gönderilmesinin kararlaştırıldığını belirtti.

İsimleri açıklanmayan yetkililer, uçak gemisi ve grubunun, nisan sonu ila mayıs başına kadar ana limana dönmeyeceğini söyledi.
SAVAŞ GRUBUNA KATILACAK
Uçak gemisi grubu, Orta Doğu’da halihazırda bulunan bir diğer uçak gemisi “USS Abraham Lincoln” ve beraberindeki taarruz grubuna katılacak.
Son günlerde ABD medyasında, İran’a olası saldırıya hazırlık kapsamında Orta Doğu’ya ikinci bir uçak gemisi saldırı grubunun gönderilmesi konusunda hazırlık yapıldığına dair iddialar çıkmıştı.
– USS Abraham Lincoln uçak gemisi Orta Doğu’ya konuşlanmıştı
Washington’un İran’ın nükleer programlarına ilişkin taleplerine yanıt vermemesi halinde olası bir saldırıya hazırlık kapsamında Orta Doğu’da eşi benzeri görülmemiş bir ABD askeri yığınağı yapması nedeniyle bölge giderek artan gerilimlere sahne oluyor.
ABD Başkanı Donald Trump, 28 Ocak’ta sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran’a doğru devasa “Armada”nın (ABD donanmasına ait büyük deniz gücü) ilerlediğini belirterek, Tahran yönetimine anlaşma çağrısında bulunmuş, aksi halde “daha kötü bir saldırı” düzenleneceğini kaydetmişti.
Trump, bu Armada’nın “USS Abraham Lincoln” uçak gemisi öncülüğünde ve Venezuela’ya gönderilenden daha büyük bir filo olduğuna işaret ederek, “(Filo) Venezuela’daki gibi, gerekirse hızla ve şiddetle görevini yerine getirmeye hazır, istekli ve kabiliyetli.” ifadesini kullanmıştı.
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) da 26 Ocak’ta “USS Abraham Lincoln” uçak gemisi taarruz grubunun “bölgesel güvenlik ve istikrarı desteklemek” amacıyla Orta Doğu’ya konuşlandırıldığını duyurmuştu.
Gümrük muhafaza ekiplerinden zehir tacirlerine 4,6 milyar liralık dev darbe
Ticaret Bakanlığı ekipleri, Kapıkule, Mersin ve Gürbulak’ta gerçekleştirdikleri operasyonlarla piyasa değeri 4 milyar 617 milyon TL olan uyuşturucu maddeyi ele geçirerek büyük bir başarıya imza attı.
Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimleri tarafından Kapıkule, Mersin ve Gürbulak’ta 4 milyar 617 milyon TL değerinde uyuşturucu ve uyuşturucu etken maddesi ele geçirildi.
SINIR KAPILARINDA ZEHİR TACİRLERİNE GEÇİT YOK
Bakanlıkta yapılan açıklamada, şu ifadeler kullandıldı;
“Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimleri; uzmanlaşmış personeli, gelişmiş teknik altyapısı ve risk analiz sistemleri ile yürüttüğü kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerini ülke genelinde kararlılıkla sürdürmektedir. Bu kapsamda, Edirne Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince Kapıkule Gümrük Kapısı’nda gerçekleştirilen operasyonda; Bulgaristan’dan Türkiye’ye giriş yapmak üzere gelen ve transit olarak Gürcistan’a gideceği anlaşılan TIR’da yapılan kontroller neticesinde 886 kilogram esrar ele geçirilmiştir.
“FIRÇA İÇİNE GİZLENMİŞ METAMFETAMİN ELE GEÇİRİLDİ”
Mersin Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirilen operasyonda; Hindistan’dan Türkiye’ye gelen konteyner içerisinde 440 bin adet etken maddesi pregabalin ve celecoxib cinsi ilaç yakalanmıştır. Gürbulak Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince Gürbulak Gümrük Kapısı’nda gerçekleştirilen operasyonda; fırça cinsi eşya içerisine gizlenmiş vaziyette 200 kilogram metamfetamin ele geçirilmiştir. Yakalanan tüm uyuşturucu maddeler imha edilmiştir”
GENÇLERİ HEDEF ALAN YASA DIŞI FAALİYETLERE AĞIR DARBE
Ele geçirilen uyuşturucunun toplam değerinin 4 milyar 617 milyon TL olduğu belirtildi. Ülke ekonomisine zarar veren, toplum sağlığını tehdit eden ve gençleri hedef alan yasa dışı faaliyetlere ağır darbe vurulduğu aktarılan açıklamada, “Gümrükler Muhafaza Teşkilatımız; kamu düzeninin korunması, ekonomik güvenliğin sağlanması ve halk sağlığının muhafazası hedefleri doğrultusunda, kaçakçılık ve uyuşturucu ticaretiyle mücadelesini azim ve kararlılıkla sürdürecektir. Olaylarla ilgili olarak Edirne, Mersin ve Doğubeyazıt Cumhuriyet Başsavcılıklarınca soruşturma başlatılmıştır” ifadelerine yer verildi.
-/-
MEΛΕΤΑΣ ΚΑΙ “ΤΑ ΛΕΜΕ”!
“ΕΛΛΗΝΑΣ“
-/-




